19 Ekim 2012 Cuma

Dayanıklı Çocuklar Yetiştirebilmek


Günümüzde dünyanın veya ülkenin herhangi bir yerindeki gelişme gerek medya gerekse internet sayesinde yerel olmaktan çıkıyor, farklı yerlerdeki birçok insanı etkiler duruma gelebiliyor. Aktarımın bu denli kuvvetli ve mümkün olduğu dünyada yetişkinler bile oldukça olumsuz etkilenebiliyorken, çocuklarımızı etraflarındaki tüm olan bitene karşı nasıl daha dayanıklı yapabileceğimizin çok iyi farkında olmalıyız. Sadece etrafımızdaki olaylar değil, çocuğunuzun kendi ruh dünyasındaki birçok durum da etkiler.

Sağlıklı yetişkinlerin temelinin sağlıklı çocuklar yetiştirmekten geçtiğini esas kabul edersek, çocuklarımızın dayanıklı, zorluklarla baş edebilen bireyler olmaları için yaptığımız yatırımlar da önem kazanır.

Öncelikle tanımlamamız gereken kavram: “Dayanıklı olmak” ne demektir?
-         Bir insan hayatı doğduğu ilk andan hayatının son bulduğu son nefese kadar birçok deneyimden oluşur. Bunların arasında – her ne kadar kendimizi korumaya çalışsak da- zorluklar, haksızlıklar, hayal kırıklıkları, üzüntüler de vardır. İşte dayanıklılık, yaşanılan olumsuzlara karşı bireyin ne kadar ayakta durabildiği, pes etmeden devam edebildiği ve olaylar karşında analitik düşünme becerisini ne kadar ortaya koyabildiğidir.

Dayanıklı çocukların özellikleri nelerdir?
-         Bir çocuğun ne kadar dayanıklı olduğunun anlaşılması için o çocuğun zorluklar ve hayatın gerçekleri karşısında ne yaptığına bakmak gerekir. Her çocuk için yaş dönemine uygun bir zorluk mevcuttur. Emekleyen bir bebek için zorluk kendisine uzakta duran bir oyuncağını almak iken, ortaokuldaki bir çocuk için zorluk arkadaşları tarafından dışlanması olabilir.
Dayanıklı çocukların baş edebilme becerileri daha gelişmiştir. Bu becerilerinin temelinde problem çözme, alternatif üretme gibi becerilerin olduğu gözlenir. Ayrıca dayanıklı çocuklar sorunları kişisel almaktansa (örneğin arkadaşıyla sıkıntı yaşayan çocuk kendisinin ne kadar beceriksiz biri olduğuna inanması konuyu kişisel almasıdır) olayları bir dış göz gibi gözlemleyip analiz etme becerisine sahiptir.

Peki aileler dayanıklı çocuklar yetiştirebilmek için nelere dikkat etmelidir?
-         Bir çocuk dayanıklı olmayı öncelikle aile ortamında öğrenir. Bunu öğrenmesinin iki yolu vardır. İlk olarak aile bireylerini gözlemler ve onların davranışlarını taklit ederek dayanıklı olmayı öğrenir. Bir sorun karşısında paniklemek yerine sakinliğini koruyarak “neler yapabiliriz” diyen bir ebeveyni duyan çocuk, kendisi de benzer durumla karşılaştığında öncelikli tepkisi sakin kalmak ve çözüm üretmeye çalışmak olacaktır. Diğeri ise ebeveynlerinin ona karşı tutumlarının nasıl olduğuna bakarak kendisinin neyi yapmaya gücünün olup olmadığına karar vermesidir. Sınavdan beklediği notu alamayarak eve üzgün gelen çocuğa ebeveyni “Bu senin başarısız olduğu göstermez, sadece bu sınavda işlerin pek iyi gitmediğini gösterir” diyorsa, çocuk bir sonraki sınavda başarılı olabileceğine dair inancını canlı tutabilir. Sonuç olarak diyebiliriz ki, çocuklarınıza verdiğiniz tepkiler/cevaplar onların kendi yeterlilikleri hakkında nasıl bir kanaate varacaklarını etkiler.




Günümüz aileleri çocuklarının dayanıklı olmalarını engelliyor mu?
-         Günümüz ailelerinin en büyük sorunlarından biri çocukları için fanus bir hayat kurmaya çalışmalarıdır. İlk çaba çocukların sorunlarla karşılaşmamaları yönünde oluyor. Sonrasında, aileler bu sorunun çocuğun üzülmesine neden olacağını varsayarak çocukları adına çözüm arayışına giriyorlar. Halbuki bu durum çoğumuzun bildiği “balık tutma” hikayesi gibidir. Aileler ne kadar çok balığı tutar, pişirir ve hatta kılçıklarını ayıklayarak çocuklarının önüne koyarlarsa, çocukları balık tutmayı o kadar geç öğrenecektir.
Ailelerin çocukların dayanıklı olmalarını engellediği bir diğer durum ise olumsuz duygularla tanıştırmaktan kaçınmalarıdır. Ebeveynler çocuklara üzüntü, hayal kırıklığı, istediğinin olmaması gibi duyguları yaşatmakta bazen çok geç kalabiliyor. Halbuki bunu bir aşı sistemine benzer düşünmek gerekir. Çocuğun bu duygulara karşı dayanıklı olabilmesi için önceden biraz da olsa bu duyguları tanıyor ve baş etme becerisi geliştiriyor olması önemlidir. Aileler kendilerinin veya çocuklarının yaşadıkları olumsuz duyguları konuşmaktan çekinmesinler. Ne kadar konuşurlarsa o duygular da o kadar normalleşir ve tanıdık hale gelir.

Cesaretlendirici anne baba tutumları nelerdir? Ebeveynler çocuklarının cesaretlerini kırmaması için neleri yapmaması gerekiyor.
-         Çocuklara cesaret verebilmenin ilk önemli adımı çocuğun cesaretini kırmamaktır. Bu çok önemlidir; çünkü cesareti kırılmış bir çocuğu yapabileceğine inandırmak çok zordur. İleriki yaşlarda performans kaygıları, özgüven eksikliği gibi sorunlar çocukluk ve hatta bebeklik dönemimdeki cesaret kırıcı deneyimlere dayanabilir. Aileler çocuklarının ne kadar güçlü olduklarına inanmalıdır. Unutulmamalıdır ki her canlının dünyaya gelişi bile ne kadar güçlü ve muktedir olduklarının göstergesidir.
Çocuğunuz bir işe kalkışmışsa öncelikle sizden yardım isteyip istemediğini sorabilirsiniz. Gücünün yetmeyeceğini düşünen çocuğa ebeveynin yardımı güven verecektir. Eğer sizden yardım istememişse o işi kendi başına halletmesi için ona mutlaka zaman vermeli, imkan tanımalısınız. Sizi sürekli arkasında takip eden biri gibi hissederse çocuğunuz kendi gücünü çıkarmakta zorlanacaktır.
Günlük hayatta yaşadığınız zorluklardan ona örnekler vererek onun sorun çözme becerisini geliştirmesine destek olabilirsiniz. Kendisi gibi başkalarının da zaman zaman zorluk yaşadığını gören çocuk rahatlayacaktır.
Onun hatalı veya beceremediği durumları gördüğünüzde size komik bile gelse gülmekten veya dalga geçmekten kaçınmak gerekir. Çocuğunuzun yaşadığı zorlukları ciddiye almanız, onun kendine güvenini ve zorluklara karşı dayanıklılığını arttıracaktır.


Cemre SOYSAL

2 yorum:

  1. Çok güzel bir yazı teşekkürler

    YanıtlaSil
  2. Blogunuzu geziniyorum.. Çok beğendim. Ve blogumda sizi paylaştım...ki bi sürü anne baba insna okusun :)
    sevgilerimle
    http://loveandsmile.wordpress.com/2013/08/20/cocuk-ve-genclerin-dunyasi/

    başarılar

    YanıtlaSil

Yorumlarınız için teşekkür ederim.
Cemre Soysal